TÜRKİYE'DE DİJİTAL DÖNÜŞÜM NE DURUMDA?

 

Rekabetin aldığı boyut dijital dönüşümü sadece şirketler için değil ülkeler için de zorunlu hale getiriyor. Bu dönüşümün yalnızca teknolojik altyapıyla ilgili olmadığını da daha net görüyoruz zamanla. İnsan kaynaklarından iş süreçlerine yönetim kadrolarına kadar bir zihniyet dönüşümü bu aynı zamanda. Hatta bir kültür değişimi de diyebiliriz rahatlıkla. Dolayısıyla da aslında bireyleri ve şirketleri ilgilendirdiği kadar ticari ve kültürel boyutta ülkeleri de ilgilendiriyor. 

Dünyaya baktığımızda, dönüşüm sürecinin devlet politikalarına girebildiği ülkelerde çok daha hızla ilerlediğini görebiliyoruz. Hem kamu kuruluşlarının dönüşümünü hem de özel işletmelerin adımlarını destekleyen devletler geçişin çok daha rahat gerçekleşmesine katkıda bulunuyorlar.

 

Dijital Dönüşüm ihtiyacını ne tetikliyor?

Dijital dönüşüm konusunda başı çeken ülkelere baktığımızda ülke bireylerinin dijital alışkanlıklarının bu başarıda çok etkili olduğunu görüyoruz. Günlük hayattaki dijitalleşme hızı devletleri ve özel sektörü tetikliyor çünkü talep bu yönde gelişiyor. Türkiye’ye baktığımızda da günlük hayatta dijital ve teknoloji kullanımının hızla arttığını ve tabana yayıldığını görüyoruz. Yani aslında gereken talep oluşmuş durumda, bu da dönüşümün fitilini ateşliyor. Yine aynı şekilde bir ülkede piyasaya giren start-up sayısı ne kadar fazlaysa büyük şirketlerin dönüşüme açık hale gelmesi de o kadar hızlı oluyor. Yeni oluşumlar baştan kendilerini dijital dönüşüme en uygun şekilde konumlandırdıkları için rekabete avantajlı başlıyorlar. Bu da vizyoner büyük şirketlerin girişimcilerin verimli iş süreçlerini fark edip kendi dönüşümlerini de hızlandırmalarına neden oluyor. Türkiye’de son yıllarda artan start-up’lar değişimin en önemli tetikleyicilerinden birini oluşturuyor.

 

Türkiye dönüşüme hazır mı?

Aslında ülkemiz çoktan bu dönüşümün içinde. Maliye Bakanlığı’nın aldığı kararlar ve başlattığı uygulamalarla son dönemlerde hızlı bir adaptasyon sürecinden geçiyoruz. Atılan en son adım sağlık kuruluşlarının e-faturaya geçirilmesiydi. Eczanelerin başı çektiği 40.000 potansiyel sağlık kurumu e- fatura ve e- arşiv uygulamalarına geçerek dönüşüme başladı.

Diğer bir atılım da e-irsaliye konusunda gerçekleşti, kağıt olarak kesilen sevk irsaliyesi ile aynı hukuki niteliklere sahip e- irsaliye yürürlüğe girecek. 01/01/2017 tarihinden itibaren isteğe bağlı,  01/07/2018 tarihinden itibaren ise, e-Fatura uygulamasına kayıtlı kullanıcıların e-İrsaliye uygulamasına dahil olup sevk irsaliyesi belgelerini e-İrsaliye olarak düzenlemeleri zorunlu olacak.

Başka bir karar da serbest meslek makbuzu kesenleri ilgilendiriyor; e-serbest meslek makbuzu 2016 yılı gayri safi hasılatı (kollektif, adi komandit şirket veya adi ortaklık halinde faaliyet gösterenlerin bu ortaklıklardan aldıkları paylar dahil) 50 bin TL ve üzeri olan serbest meslek erbaplarının 01/01/2017 tarihinden itibaren isteğe bağlı,   01/07/2018 tarihinden itibaren ise zorunlu olarak serbest meslek makbuzu belgelerini e-Serbest Meslek Makbuzu olarak düzenlemeleri gerekecek.  1/1/2019 tarihinden itibaren ise; gayrisafi hasılat tutarına bakılmaksızın tüm serbest meslek erbaplarının, söz konusu uygulamaya dahil olması zorunlu kılınıyor.

Devletin ilgisini, aldığı kararları müşteri taleplerini ve şirket atılımlarını incelediğimizde ülkemizin çoktan dönüşüm sürecine girmiş olduğunu görüyoruz.

 

Dijital dönüşüm ülkemize ne kazandıracak?

Global ölçüde bakıldığında dünya hızını yakalayabilmek için ekonomik ve kültürel olarak bu süreci bir an önce tamamlamamız gerektiği çok net görünüyor. Dünya dijital dönüşüm raporlarında ülkemiz “kabuğu kıranlar” kategorisinde yer alıyor ama bireysel dijitalleşmeyi göz önünde bulundurursak bundan çok daha fazlasına ulaşabileceğimiz çok aşikâr. Bu işin kültürel boyutu ve aslında global açıdan ülke vizyonumuzu da etkiliyor.

İşin ticari boyutunda da global şirketlerle iş yapan, dışarıya açılmak ve ekonomik olarak Avrupa’da söz sahibi olmak isteyen bir ülke olarak süreçlerimizi dünya standartlarına getirebilmek önemli.

Ekonomik olarak pazar, rekabet, müşteri eğilimi gibi konuları ne kadar takip etsek de verimlilik özellikle kobiler için asıl önemli konu. Bu sebeple de dijital dönüşümün zaman ve maliyet konusunda sağladığı verimlilik anlaşıldıkça dönüşüme yatkınlık artıyor.
Şirket bazında olduğu kadar ülke verimliliği konusunda da katkılarını göz ardı etmemek gerekiyor. Zamandan ve maliyetten kazanan şirketler çok daha sağlıklı bir ekonominin yapı taşlarını oluşturuyor.

 

Dijital Dönüşüm nasıl gerçekleşecek? Siz nasıl yakalayacaksınız?

Daha önce de değindiğimiz gibi devlet desteği ve kamu kuruluşlarının değişime öncülük etmesi en önemli konulardan biri. Aslında siz de biliyorsunuz kendini en zor dönüştüren kurumlar kamu kuruluşları, ülkemizde bu konuda pozitif adımlar atılıyor ama daha da hızlanması ve bu konuda öncü ülkelerdeki gibi bir devlet politikası haline gelebilmesi gerekiyor.

Sivil toplum oluşumlarının konuya nasıl bir bakış açısı getirdiği de oldukça önemli. Türkiye Bilişim Vakfı (TBV), Türkiye Bilişim Sanayicileri derneği, Türkiye Bilişim Derneği (TBD) gibi kuruluşların kurduğu ortak platformlar verdikleri eğitim ve destekler de dönüşüme hız katıyor. Bu girişimleri yakından takip etmek ve ekiplerinizin bu eğitimleri almalarını sağlamak oldukça önemli. Bunun yanı sıra dönüşüm sürecinde size katkı sağlayacak ve süreci hızlandıracak partnerlerin sayısı da gün geçtikçe artıyor. Hem teknik altyapı hem süreç yönetimi konusunda dijital dönüşümü en kolay şekilde şirketinize uyarlamanızı sağlayacak yapılar artıyor. Biz bunlardan biri olarak e-Logo bünyesinde size en uygun paketleri bulmanıza yardımcı olmak için buradayız.

Türkiye çok kısa zamanda kabuğu tamamen kıracak ve öncü ülkelerin arasında yerini alacak, şimdi hem kendimize hem şirketimize hem de ülkemize olan sorumluluğumuzla doğru adımları atma vakti.

eLogo ile dijital dönüşüm başladı!

HEMEN DÖNÜŞÜME BAŞLAYIN
vertical-hand-icon